Kürtçe mi Farsça’dan Daha Eskidir? Bir Dil Arayışının Bende Bıraktığı İzler
Kayseri’de Eski Bir Defter, Eski Sorular ve Büyük Bir Merak
Kayseri’de yaşadığım evin küçük balkonunda oturup eski günlüklerimi karıştırdığım bir akşamdı. Hava biraz serindi, Erciyes’in uzaktan görünen silueti her zamanki gibi içimde garip bir huzur bırakıyordu. 25 yaşındaydım ve yıllardır yazdığım günlüklerin arasında bazen kendimi, bazen de dünyayı anlamaya çalışıyordum.
O gün elimde tuttuğum eski defterin bir sayfasında şu cümleyi görmüştüm:
“Diller de insanlar gibi yaşar mı? Onların da çocukluğu, gençliği ve yaşlılığı var mıdır?”
Bu soruyu yıllar önce yazmıştım ama cevabını hâlâ tam olarak bulamamıştım. Dil konuları beni her zaman heyecanlandırmıştı. Çünkü bir kelimenin içinde sadece sesler değil, binlerce yılın hatırası saklıydı. Bir dil konuşulduğunda aslında geçmişten gelen insanların nefesini de duyuyor gibiydim.
O akşam internette dolaşırken karşıma sıkça tartışılan bir soru çıktı: Kürtçe mi Farsça’dan daha eskidir?
İlk anda büyük bir merak hissettim. Sonra biraz da hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü insanların çoğu bu konuyu sadece bir yarış gibi ele alıyordu. Sanki bir dil daha eskiyse diğeri daha değersiz olacakmış gibi konuşuluyordu. Oysa benim için diller yarışan varlıklar değildi. Her biri insanlığın hafızasında açılmış farklı kapılardı.
Bir Dilin Yaşını Ölçmek Neden Bu Kadar Zor?
Araştırmaya başladığımda ilk fark ettiğim şey, bu sorunun aslında göründüğünden çok daha karmaşık olduğuydu.
Kürtçe ve Farsça aynı büyük dil ailesine bağlıdır. İkisi de Hint-Avrupa dil ailesinin İranî diller grubunda yer alır. Bu nedenle aralarında çok güçlü tarihî bağlar vardır. Ancak “hangisi daha eski?” sorusuna tek bir cümleyle cevap vermek kolay değildir.
Çünkü bir dilin yaşı, doğum günü olan bir insanın yaşı gibi hesaplanmaz. Diller yavaş yavaş oluşur, değişir, başka dillerle etkileşime girer ve zaman içinde farklı kollara ayrılır.
Farsçanın yazılı tarihi oldukça eskidir. Eski Farsça, özellikle Pers İmparatorluğu döneminde kullanılan ve yazılı belgeleri bulunan bir dildir. Binlerce yıl öncesine uzanan yazıtlarla takip edilebilir.
Kürtçenin ise kökenleri eski İranî dillere dayanır. Kürtçe, tarih boyunca farklı bölgelerde gelişmiş, çeşitli lehçelere ayrılmış ve sözlü kültür yoluyla güçlü bir şekilde yaşamıştır. Ancak Kürtçenin bugünkü hâline ulaşması uzun bir tarihsel süreç içinde gerçekleşmiştir.
Balkonda otururken bunları okuduğumda içimde garip bir duygu oluştu. Bir yandan öğrendiklerim beni heyecanlandırıyordu, diğer yandan insanların bu konudaki sert tartışmaları beni üzüyordu.
Çünkü aslında cevap şuna daha yakındı:
Kürtçe veya Farsçadan birinin diğerinden kesin olarak “daha eski” olduğunu söylemek doğru değildir. İkisi de çok eski İranî dil mirasının farklı devamlarıdır.
Dedemin Eski Hikâyeleri ve Dilin Hafızası
Bu araştırmadan birkaç gün sonra dedemle otururken konu bir şekilde dillere geldi. Çocukluğumdan beri onun anlattığı hikâyeleri dinlemeyi çok severdim. Bazı kelimeleri özellikle farklı söylerdi. Bazı ifadelerin nereden geldiğini sorduğumda ise gülümseyerek:
“Evladım, bazı kelimeler insandan daha yaşlıdır.” demişti.
Bu cümle beni çok etkilemişti.
O gece günlüğüme uzun uzun yazdım. Çünkü dedemin söylediği şey aslında benim aradığım cevabın başka bir tarafını gösteriyordu. Bir dil sadece kitaplarda bulunan kelimelerden oluşmuyordu. Bir annenin çocuğuna söylediği ninnide, bir yaşlının anlattığı hikâyede, bir şairin yazdığı mısrada da yaşıyordu.
Kürtçe ve Farsça meselesine de böyle bakmak gerektiğini düşündüm.
Birinin diğerinden üstün olduğunu kanıtlamaya çalışmak yerine, ikisinin de insanlık tarihindeki yerini anlamak daha değerliydi.
Kürtçe ve Farsça Aynı Köklerden Gelen İki Büyük Miras
Dillerin tarihine baktığımda beni en çok etkileyen şeylerden biri, birbirlerinden tamamen kopuk olmadıklarını görmek oldu.
Kürtçe ve Farsça arasında çok sayıda ortak özellik bulunur. Kelime yapıları, bazı dil kuralları ve tarihsel bağlantıları, ikisinin de aynı büyük aileden geldiğini gösterir.
Farsça, özellikle edebiyat alanında dünya çapında büyük bir mirasa sahiptir. Büyük şairleri, eserleri ve uzun yazılı geleneğiyle insanlık kültüründe önemli bir yere ulaşmıştır.
Kürtçe ise güçlü sözlü geleneği, dengbêj kültürü, halk anlatıları ve kendine özgü lehçeleriyle yüzyıllardır varlığını sürdürmektedir.
Bunları düşündüğümde içimde büyük bir hayranlık oluştu. Çünkü bazen insanlar sadece yazılı belgelere bakarak bir şeyin değerini ölçmeye çalışıyor. Oysa sözlü olarak aktarılan hikâyeler de insanlığın en eski arşivlerinden biridir.
Bir şarkının, bir masalın veya bir ağıdın içinde bazen yüzlerce yıllık bir geçmiş saklanabilir.
Bir Akşamın Bana Öğrettiği Büyük Ders
O araştırma yaptığım geceyi hâlâ hatırlıyorum. Önümde bilgisayar ekranı, yanımda kahvem ve elimde yine eski günlüğüm vardı.
Başta basit bir soruya cevap arıyordum: “Kürtçe mi Farsça’dan daha eski?”
Ama sonunda fark ettim ki aslında başka bir şeyi anlamaya çalışıyordum.
Ben geçmişle bugün arasındaki bağı arıyordum.
Bir dilin eski olması, onu daha değerli yapmaz. Bir dilin daha fazla konuşulması da onu diğerlerinden üstün hâle getirmez. Her dil, onu konuşan insanların sevinçlerini, acılarını, hayallerini ve mücadelelerini taşır.
Bunu fark ettiğimde içimde büyük bir rahatlama hissettim.
Çünkü başlangıçta kafam karışıktı. Hatta biraz hayal kırıklığı yaşamıştım. İnsanların bu konuyu neden sürekli bir rekabete çevirdiğini anlamakta zorlanıyordum. Fakat araştırdıkça umutlandım.
Belki de diller hakkında konuşurken en önemli şey “hangisi daha eski?” sorusu değil, “hangi hikâyeleri taşıyor?” sorusudur.
Son Günlüğümde Yazdığım Cümle
O gece günlüğümün son sayfasına şu cümleyi yazdım:
“Diller insanlığın eski sandığımız ama aslında hâlâ yaşayan hatıralarıdır.”
Kürtçe mi Farsça’dan daha eskidir sorusunun kesin ve basit bir cevabı olmadığını öğrendim. Fakat daha değerli bir şey kazandım: Dillerin sadece kelimelerden oluşmadığını anladım.
Kürtçe de Farsça da çok eski İranî dil mirasının parçalarıdır. Biri diğerinin önünde duran bir rakip değildir. İkisi de geçmişten bugüne ulaşan farklı yollar gibidir.
Kayseri’deki o küçük balkonda başlayan merakım, bana büyük bir ders verdi. Tarihe bakarken sadece taşlara ve yazıtlara değil, insanların kalplerinde yaşayan kelimelere de bakmak gerektiğini öğrendim.
Çünkü bazı kelimeler gerçekten de insandan daha yaşlıdır. Ve bazı diller, onları konuşan insanların sesiyle yüzyıllar boyunca yaşamaya devam eder.
Febu okurlarıyla “Kürtçe mi Farsça’dan daha eskidir” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!