Değerli Febu okurları, bu makalemizde “Kul hakkı yemeyin Kur’an’da hangi ayette geçer” konusunda bilmeniz gereken her şeyi derledik.
Kul hakkı yemeyin Kur’an’da hangi ayette geçer? Vicdanın En Büyük Kontrol Noktası
Sabah İzmir’de vapura yetişmeye çalışan insanların arasındaysanız, kul hakkı meselesinin aslında ne kadar günlük bir konu olduğunu fark edebilirsiniz. Birinin sıraya kaynak yapması, otobüste yaşlı birinin hakkı olan yere göz dikilmesi, apartmanda ortak alanın “bana aitmiş gibi” kullanılması… Bunların hepsi küçük gibi görünen ama insanın vicdan terazisinde ağırlaşabilen davranışlar.
Ben de 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli şaka yapan ama gece yatağa girince gün içinde söylediği bir cümleyi üç saat düşünenlerdenim. Dışarıdan bakınca “boş ver ya, hayat kısa” diyen bir tip gibi görünürüm. Ama iç sesim bazen mahalle muhtarı gibi çalışır:
“Bugün arkadaşının kahvesinden bir yudum fazla mı aldın? Acaba kul hakkına mı girdin?”
Bazen kendime bile fazla hesap soruyorum. Bir keresinde arkadaşımın patates kızartmasından iki tane fazla aldım diye eve giderken ciddi ciddi düşündüğümü hatırlıyorum. Tamam, konu büyük günahlarla aynı kefeye konulacak bir şey değil ama kul hakkı kavramının güzelliği de burada ortaya çıkıyor. İnsan, başkasının hakkını sadece büyük meselelerde değil, küçük davranışlarda da gözetmeyi öğreniyor.
Peki sık sorulan “Kul hakkı yemeyin Kur’an’da hangi ayette geçer?” sorusunun cevabı nedir? Kur’an’da bu ifade birebir “kul hakkı yemeyin” şeklinde tek bir cümle olarak yer almaz. Ancak başkasının hakkını çiğnemeyi, haksız kazanç elde etmeyi, insanların mallarına ve emeklerine zarar vermeyi yasaklayan birçok ayet bulunur.
Kul hakkı kavramı Kur’an’da nasıl anlatılır?
Kul hakkı, İslam anlayışında bir insanın başka bir insan üzerindeki hakkını ifade eder. Bu sadece para veya mal meselesi değildir. Birinin emeğini görmezden gelmek, iftira atmak, haksız yere üzmek, bir insanın güvenini kötüye kullanmak da kul hakkı kapsamına girer.
Kur’an’da insanların birbirlerinin mallarını haksız yollarla yememesi konusunda açık uyarılar vardır. En bilinen ayetlerden biri Bakara Suresi 188. ayettir:
“Aranızda birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin…”
Bu ayet, kul hakkı konusunda en çok hatırlatılan ayetlerden biridir. Çünkü insanın başkasının hakkına el uzatmasını doğrudan yasaklar.
Bir de Nisa Suresi 29. ayette insanların mallarının karşılıklı rızaya dayalı olması gerektiği belirtilir. Yani bir insanın emeğini, kazancını veya hakkını hileyle almak kabul edilmez.
Bakara Suresi 188. ayet: Hakkı olmayanı almamak
Bakara Suresi 188. ayet, kul hakkı konusunda temel kaynaklardan biri olarak değerlendirilir. Ayette insanların mallarını aralarında haksız sebeplerle yememeleri ve bu yolla başkalarının haklarına girmemeleri öğütlenir.
Bu ayetin günümüz hayatındaki karşılığını düşününce konu çok tanıdık geliyor.
Mesela bir iş yerinde:
“Bu projeyi ben yaptım.”
diyerek başkasının emeğini sahiplenen biri…
Ya da sınavda arkadaşının hazırladığı notları kullanıp sonra hiçbir teşekkür etmeyen kişi…
Ya da internette birinin yazdığı fikri alıp kendi düşüncesi gibi paylaşan insan…
Bunların hepsi aslında hakkaniyet duygusuyla ilgilidir.
İzmir’de arkadaş grubuyla otururken bazen böyle konular açılır. Herkes önce ciddi ciddi konuşur, sonra mutlaka biri ortamı dağıtır:
“Benim hakkımı yiyen tek kişi, pizzayı söyleyip son dilimi kendine ayıran arkadaştır.”
Herkes güler. Ama işin şaka tarafının altında küçük bir gerçek vardır. İnsan hakkı dediğimiz şey bazen gerçekten de son pizza diliminden başlar.
Kur’an’da kul hakkıyla ilgili başka hangi ayetler vardır?
Nisa Suresi 29. ayet
Nisa Suresi 29. ayette insanların mallarını haksız yollarla almaması gerektiği vurgulanır. Ticarette dürüstlük, alışverişte adalet ve insanların rızasının korunması bu anlayışın önemli parçalarıdır.
Bugün bunu şöyle düşünebiliriz:
Bir esnafın müşteriyi kandırmaması…
Bir çalışanın aldığı maaşın karşılığını vermesi…
Bir işverenin çalışanının emeğine değer vermesi…
Hepsi kul hakkı bilinciyle ilişkilendirilebilir.
Çünkü mesele sadece “yakalanır mıyım?” sorusu değildir. Asıl mesele insanın kendi vicdanına karşı dürüst olmasıdır.
Mutaffifin Suresi 1-3. ayetler
Kur’an’da ölçü ve tartıda hile yapanlardan da bahsedilir. Mutaffifin Suresi’nde eksik ölçüp tartan kimseler uyarılır.
Bugünün diliyle söylemek gerekirse, bu sadece pazarda teraziyi eksik ayarlamak değildir.
Bir işi bilerek eksik yapmak…
Bir hizmeti olduğundan farklı göstermek…
Bir kişinin hakkını küçük görüp kendi kazancını artırmaya çalışmak…
Bunlar da aynı anlayışın farklı şekilleridir.
Kul hakkı neden bu kadar önemli görülür?
İnsan bazen yaptığı hatayı kolayca telafi edebileceğini düşünür. “Özür dilerim, konu kapandı” demek ister. Fakat kul hakkı meselesinde önemli olan noktalardan biri, hakkı yenilen kişinin de işin içinde olmasıdır.
Yani sadece Allah’tan af dilemek yetmez; hakkına girilen kişinin hakkını da gözetmek gerekir.
Bunu günlük hayattan düşünelim.
Bir arkadaşınızdan borç aldınız ve sürekli ertelediniz.
“Abi daha sonra veririm.”
“Bu ay biraz sıkışığım.”
“Sen zaten anlayışlı birisin.”
Bu cümlelerin hepsi tanıdık geliyor olabilir. Bazen gerçekten zor durumda kalabiliriz. Ama karşı tarafın hakkını da unutmamak gerekir.
Benim arkadaş grubunda böyle bir olay yaşandığında genelde herkes önce şaka yapar:
“Sen o parayı geri verene kadar ekonomi üç kere değişti.”
derler.
Güleriz ama sonra insan kendi kendine düşünür:
“Acaba ben de birinin hakkını böyle beklettim mi?”
İşte kul hakkı bilinci biraz da bu iç muhasebeyi oluşturur.
Günlük hayatta kul hakkı yememek için nelere dikkat edilir?
Küçük şeyleri küçümsememek
Sizin İçin Seçtik: KUKA özelliği nedir ?
İnsanlar genellikle kul hakkını sadece büyük olaylarla ilişkilendirir. Oysa günlük hayat küçük seçimlerden oluşur.
Sırada beklerken başkasının önüne geçmemek…
Ortak kullanılan alanları temiz bırakmak…
Birinin emeğini takdir etmek…
Verilen sözü tutmak…
Bunlar basit davranışlar gibi görünür ama toplumun güven duygusunu oluşturur.
İzmir gibi kalabalık şehirlerde bu daha da önemlidir. Herkesin bir yerlere yetişmeye çalıştığı, herkesin kendi derdine düştüğü bir ortamda başkasını fark etmek aslında büyük bir erdemdir.
Dilin de hakkı vardır
Kul hakkı sadece maddi konular değildir. Dil ile yapılan haksızlıklar da önemlidir.
Bir insan hakkında asılsız konuşmak…
Birinin sırrını paylaşmak…
Küçümseyici sözler söylemek…
Bunlar da insanın onuruna zarar verebilir.
Bazen arkadaş ortamında şaka yaparken ipin ucunu kaçırabiliyoruz. Ben de zaman zaman “şaka yaptım ya” diyerek kendimi kurtarmaya çalışıyorum. Sonra eve gidince beynim toplantıya başlıyor:
“Acaba o arkadaşım gerçekten güldü mü?”
İnsan bazen kendi vicdanının en zor patronu oluyor.
Kul hakkı yemeyin Kur’an’da hangi ayette geçer? sorusunun kısa cevabı
Bu soruya verilecek en doğru cevap şudur: Kur’an’da “Kul hakkı yemeyin” ifadesi birebir bu şekilde geçmez. Ancak kul hakkının temelini oluşturan haksızlık yapmama, insanların mallarını ve emeklerini koruma, adaletli olma gibi birçok emir vardır.
Özellikle:
- Bakara Suresi 188. ayet: İnsanların mallarını haksız yollarla yememeyi emreder.
- Nisa Suresi 29. ayet: Haksız kazançtan uzak durmayı ve karşılıklı rızayı vurgular.
- Mutaffifin Suresi 1-3. ayetler: Ölçü ve tartıda hile yapanları uyarır.
Bu ayetlerin ortak mesajı açıktır: İnsan, başkasının hakkına saygı göstermelidir.
Vicdanın küçük alarm sesi
Bence kul hakkı kavramının en güzel taraflarından biri, insanı sürekli daha dikkatli olmaya çağırmasıdır. Kimse kusursuz değildir. Hepimiz bazen farkında olarak ya da olmayarak hata yapabiliriz.
Önemli olan hatayı fark etmek ve düzeltmeye çalışmaktır.
Bazen bir mesaj atıp gönül almak gerekir.
Bazen bir özür dilemek gerekir.
Bazen de “Bu benim hakkım değil” diyebilmek gerekir.
Modern hayatın hızlı temposunda herkes kendi hesabını düşünürken, kul hakkı bize çok eski ama çok değerli bir şeyi hatırlatır: Bu dünyada yalnız yaşamıyoruz.
Yolda karşılaştığımız insanın da bir hakkı var. Yanımızda çalışan kişinin de bir hakkı var. Arkadaşımızın, komşumuzun, ailemizin de hakkı var.
Belki de mesele sadece büyük günahlardan kaçınmak değil; küçük iyilikleri çoğaltmaktır.
Çünkü bazen insanın karakteri, kimsenin görmediği anda yaptığı seçimlerle ortaya çıkar.
Ve belki de en güzel kontrol sistemi şudur:
Kimse bakmıyorken bile doğru olanı yapabilmek.
Kul hakkı bilinci tam olarak burada başlar.