Edebiyatta Humor Ne Demek? Geçmişten Günümüze Bir Anlam Arayışı Geçmiş, sadece yaşanmış bir zaman dilimi değildir; aynı zamanda bugünümüze ışık tutan, onu şekillendiren ve anlamlandıran bir kaynaktır. Bir tarihçi olarak, hem geçmişi anlamaya hem de bugünün toplumsal, kültürel ve edebi yapılarıyla bağlar kurmaya çalışırken, her dönemin kendine özgü izlerini gözlemlemek oldukça anlamlıdır. Geçmişin edebi yapıtları, sadece o dönemin düşünsel dünyasını değil, aynı zamanda insan doğasının zamanla nasıl evrildiğini de yansıtır. Edebiyatın belki de en dikkat çekici öğelerinden biri, insanların kendilerini ifade etme biçimlerinden biri olan humor (mizah) öğesidir. Peki, edebiyat tarihindeki humor nedir ve zamanla nasıl bir dönüşüm geçirmiştir? Bu…
Yorum BırakNeşeli Fikir Pınarı Yazılar
Anankastik Ne Demek? Bir Psikolojik Durumun Derinliklerine İniyoruz Kelimeler, insanların iç dünyasını, duygularını ve düşüncelerini yansıtır. Dil, bu anlamda, her bir kavramı anlamlandırmamızda yardımcı olan bir araçtır. Ancak bazı terimler, gündelik dilde çok sık kullanılmaz ve bu da onları anlamak için daha derin bir keşif gerektirir. “Anankastik” terimi de bunlardan biridir. Peki, anankastik ne demek ve bu terim psikolojik bir bağlamda nasıl kullanılır? Bu yazıda, anankastik kavramının anlamını, tarihsel arka planını ve günümüzdeki akademik tartışmalarını inceleyeceğiz. Anankastik Kavramı: Tanım ve Anlam Anankastik, psikoloji literatüründe sıklıkla “anankastik kişilik bozukluğu” veya “obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu” (OKP) olarak karşımıza çıkan bir kavramdır. Bu kişilik…
Yorum BırakHezeyan Ne Demek Edebiyat? Pedagojik Bir Bakışla İnceleme Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Bir Eğitimcinin Samimi Girişi Edebiyatın gücü, kelimelerin insan zihninde ve ruhunda yaratabileceği derin izlerde yatar. Bir öğretmen olarak, her gün öğrencilere sadece bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda onlara duygusal ve zihinsel dönüşüm fırsatları sunuyorum. Edebiyat, bu dönüşümün en güçlü araçlarından biri olabilir. İnsanın iç dünyasında, edebiyatla kurduğu ilişki bazen karmaşık, bazen de anlaşılması güç bir hal alabilir. Bu karmaşıklık bazen “hezeyan” kavramıyla ifade edilir. “Hezeyan” kelimesi, edebiyat eserlerinde sıkça karşımıza çıkar; ancak yalnızca kelime olarak değil, bir düşünce biçimi ve bir durumun yansıması olarak da kullanılır. Peki, “hezeyan” tam…
Yorum BırakHey Nasıl Yazılır? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Bir insanın yazma biçimi, onun iç dünyasını, düşünsel süreçlerini ve duygusal durumunu yansıtır. Bir psikolog olarak, her kelimeyi ve her cümleyi incelemek, insanın düşüncelerini ve ruh halini çözümlemek gibidir. “Hey nasıl yazılır?” sorusu, aslında bir kelimenin ötesine geçer; yazı, bir insanın kendini ifade etme biçimini, ruh halini ve çevresiyle kurduğu ilişkileri anlamanın anahtarıdır. Peki, bir insan bir şey yazarken ne düşünür? Yazılı dil, bilinçaltımızı, düşünsel yapımızı ve toplumsal kimliğimizi nasıl yansıtır? Bu yazıda, yazma eylemini psikolojik bir perspektiften ele alacağız. Bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji boyutlarında yazmanın psikolojik etkilerini inceleyecek ve “Hey nasıl…
Yorum BırakYeni Bir Cumhuriyetin Temeli: Türkiye Cumhuriyeti’nin İlk Anayasası ve Toplumsal Dönüşüm Birlikte Düşünmeye Davet: Eşitlik, Adalet ve Bir Başlangıcın Hikâyesi Cumhuriyetin temellerini atan yılları düşündüğümüzde, yalnızca bir devletin değil, bir toplumun da yeniden doğduğunu görürüz. O yıllar, savaşın yorgunluğuyla yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir halkın, eşitlik ve özgürlük umutlarıyla yeni bir düzen kurma çabasıydı. İşte bu çabanın en somut ve güçlü adımlarından biri, 1924 Anayasası idi. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasası olarak kabul edilen bu belge, yalnızca hukuki bir çerçeve değil; aynı zamanda toplumun hayallerinin, adalet arayışının ve geleceğe dair umutlarının bir manifestosuydu. Bugün bu anayasayı sadece tarihsel bir olay olarak…
Yorum BırakGüvenli Kelimesinin Anlamı Üzerine Tarihsel Bir Yolculuk Bir tarihçi olarak geçmişe her döndüğümde, insanların en temel arayışının hep aynı olduğunu görürüm: güvenlik. Kimi zaman bir surun arkasında, kimi zaman bir imparatorun adaletinde, kimi zamansa bir topluluğun dayanışmasında aranmış bu duygu, tarih boyunca insanlığın kaderini şekillendiren en güçlü dinamiklerden biri olmuştur. Peki, “güvenli” kelimesi gerçekten ne anlama gelir? Bu kelime yalnızca bir tehlikenin olmaması hâlini mi anlatır, yoksa çok daha derin, kültürel ve tarihsel katmanları mı vardır? Kelimenin Kökleri: “Güven”den “Güvenli”ye Türkçede güvenli kelimesi, “güven” kökünden türemiştir. “Güven” ise Eski Türkçede “küven” biçiminde karşımıza çıkar ve “inanmak”, “emin olmak” anlamlarını taşır.…
Yorum BırakGüvenilirlik Nedir Edebiyat? Edebiyatın İnandırıcılık Arayışı Edebiyat, yalnızca sözcüklerin estetik bir düzeni değildir; aynı zamanda insanın gerçeğe, duygulara ve inanca dair arayışının alanıdır. Güvenilirlik, bu arayışın merkezinde yer alır. Bir metnin güvenilirliği, okurun anlatıya inanma isteğiyle yazarın sunduğu dünyanın tutarlılığı arasında kurulan görünmez bir köprüdür. Edebiyat tarihi boyunca bu köprünün biçimi değişmiş, ama ihtiyacı hiç ortadan kalkmamıştır. Antik dönemden itibaren, sözün gücü aynı zamanda inandırıcılığıyla ölçülmüştür. Homeros’un destanlarında anlatıcıya duyulan güven, hikâyenin kutsal ve toplumsal bir gerçek olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Sözlü geleneğin taşıyıcısı olan ozan, yalnızca bir anlatıcı değil, aynı zamanda toplumun hafızasıydı. Bu nedenle güvenilirlik, edebî bir estetik…
Yorum BırakEn Çok Laz Hangi İlde? Kimlik, Kültür ve Dayanışmanın Antropolojik İzleri Kültürlerin çeşitliliğini merak eden bir antropolog için her toplum, insanlık mozaiğinin benzersiz bir parçasıdır. Lazlar da bu mozaiğin en renkli taşlarından biridir. Onların dili, müziği, ritüelleri ve toplumsal dayanışma biçimleri, yalnızca Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla değil, tarih boyunca kurdukları güçlü topluluk bağlarıyla da şekillenmiştir. “En çok Laz hangi ilde?” sorusu ise yüzeyde demografik bir merak gibi görünse de, aslında kültürel kimliğin coğrafyayla, tarih ve aidiyetle nasıl örüldüğünü anlamaya davet eden derin bir sorudur. Coğrafyanın Kültürü Şekillendirdiği Yer: Doğu Karadeniz Lazlar tarihsel olarak Doğu Karadeniz kıyılarında yaşamışlardır. Rize, Artvin, Trabzon’un doğusu…
8 YorumKimler Kantin İşletebilir? Eşitlik, Çeşitlilik ve Toplumsal Sorumluluk Merceğinden Bir Bakış Bir okulun ya da kurumun kalabalık koridorlarında en çok uğranan yerlerden biri hiç şüphesiz kantindir. Teneffüslerde buluşulan, sohbetlerin başladığı, kimi zaman dostlukların kurulduğu o küçük alan, aslında sadece yiyecek içecek satılan bir yer değil; bir toplumun değerlerinin, fırsat eşitliğinin ve sosyal adalet anlayışının küçük bir yansımasıdır. Peki, “kantin işletmek” dediğimiz şey kimin hakkı olmalı? Kimler bu işi yapabilir? Gelin konuyu yalnızca yasal çerçeveden değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve eşitlik pencerelerinden birlikte ele alalım. Kantin İşletmeciliğinin Yasal ve Temel Koşulları Önce temel bilgilerle başlayalım. Türkiye’de bir kantin işletmek isteyen kişinin:…
4 YorumKangal Köpekleri En Çok Neyi Sever? Veriler mi, Duygular mı? 🐶❤️📊 Kangal köpekleriyle ilgili tartışmaların bitmediği bir dünyaya hoş geldiniz! Bu dev yürekli, güçlü dostlarımız hakkında “en çok neyi severler?” sorusunun cevabı aslında düşündüğümüzden daha derin. Kimimiz olaya sayılarla, bilimsel verilerle yaklaşırız; kimimiz ise kalbimizin rehberliğinde, duygularla. Gelin, bu konuyu hem erkeklerin objektif gözlüğüyle hem de kadınların duygusal ve toplumsal sezgileriyle ele alalım. Bakalım sonunda siz hangi bakış açısına daha yakın hissedeceksiniz? 🐕👇 Kangal köpekleri için sevgi, sadakat ve görev duygusu en temel “mutluluk kaynaklarıdır”. Ancak her birinin önceliği, sizin ona sunduğunuz yaşam tarzına bağlıdır. Erkeklerin Objektif ve Veri Odaklı…
Yorum Bırak